Aşk Dilencisi

Askdilencisi.com'a Hoşgeldiniz


Sitemiz en iyi: 1280x1024
Çözünürlükte Görüntülenir
Iletisim Anasayfam Yap

Kimler Online

ZiyaretçiZiyaretçi
Toplam: 2

Kullanici Paneli

Anket


Çok Güzel
Daha iyi olabilirdi
Malesef kötü


Reklam

Site Bilgileri

Siteye Yazanlar:
  1    lovebeggar 50
  2    civciv 5
  3    ozge 2


Makaleler:
  Son 1 Saat: 0
  Bugün: 0
  Bu Ay: 15
  Toplam: 57
  Onay Bekleyen: 0


Kayıtlı Kullanıcı:
  Yeni Kayıt:0
  Son 1 Saat:0
  Bu Ay:4
  Toplam:7
  Yasaklı:0

Son Kayıtlı Kullanıcı:
vzakladkah.info
YazarYazar: lovebeggar | ÄàòàEklenme: 27 Ocak 2010 ; 21:15 |

Yıllar önce hiç beklemediğim anda çıkmıştın karşıma

Ve sebebini bile anlayamadığım bir anda çıktım hayatından..

Aşktı,Sevgiydi,Tanrımdın...

Oysa Şimdi hiçbir anlamı yok,ne aşkın nede sevginin..

YazarYazar: civciv | ÄàòàEklenme: 22 Ocak 2010 ; 00:05 |

UnutuLmuş yaraLarıma tuzdur adın..
Kavgadır kaLbimin gözündeki fer...!
Bir devrimin eskimiş yüzüyüm... Derinimde pusLu ihtiLaLLer,yanmış süt kokuLu sabahLarın eşiğinde bekLeyen gece..!
Bana göz kırpıyor kaLabaLık yaLnızLığım şimdi arsızca... Fütursuzca...!
Kimi nerde arayacağımı sordum mavi gözLü hüzne :
Dedi ''geç! aşkı geç!...''
Geçemedim...!

Kategori: Hikaye

İNCİ

YazarYazar: civciv | ÄàòàEklenme: 22 Ocak 2010 ; 00:01 |

YüzLerce sene evveL çok güzeL bir kız varmış...
Ayağına kapanıp bütün gençLer yaLvarmış,
Bu eşi buLunmayan güzeLi aLmak için...
ErimişLer aşk denen aLevden için için,
Güneşin sıcağıyLa eriyen karLar gibi...
Hepsinin bu sevdadan hicran oLmuş nasibi...
BöyLe yaşıyorLarken dünyaLarına küskün,

YazarYazar: civciv | ÄàòàEklenme: 21 Ocak 2010 ; 23:58 |

Sen bir kitap kapağı gibi kapamışken adımı, ben her sözcükte seni okuyorum harf harf...!

YazarYazar: civciv | ÄàòàEklenme: 21 Ocak 2010 ; 13:32 |

Bedenin yükünü ayakLar taşır, ruhun yükünü yürekLer...
Bütün ağırLığınızı ve yorgunLuğunuzu kaLdıran ayakLarınız için rahatLığı ve şıkLığı bir arada barındıran ayakkabıyı seçersiniz...
İçinizin acıLarını, sıkıntıLarını, kırgınLıkLarını ve hayaLLerini yükLenen yüreğiniz için de huzur verici ve "güzeL" bir aşk ararsınız...

YazarYazar: civciv | ÄàòàEklenme: 21 Ocak 2010 ; 13:21 |

Oysa ne kadar da ne istediğini biLendim senden önce... Ne bekLediğini hatta...
Karşıma dikiLip hız mı kestin...? Yoksa arkamdan esip yoL mu verdin...?
SöyLesene aşk,
Sana doğru yoLa çıkan bir yoLcunun rüzgarı kesiLmişse ya da bir ağaç devriLip de kapatmışsa yoLunu, bir patikadan geçmek şart mı..?

YazarYazar: lovebeggar | ÄàòàEklenme: 17 Ocak 2010 ; 16:03 |

her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor...

YazarYazar: lovebeggar | ÄàòàEklenme: 17 Ocak 2010 ; 16:01 |

Sen istinyede bekle ben burdayım
İçimde köpek gibi havlayan yalnızlığım
Çünkü ben buradayım karanlıktayım
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
Çünkü elimi kestim beni kan tutuyor
Şarabım bütün ekşi suyum soğuk
Yanımda olmadın mı seni daha bir çok seviyorum
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git..

YazarYazar: lovebeggar | ÄàòàEklenme: 17 Ocak 2010 ; 15:58 |

Rüzgarın sesi anlatır seni bana.

Sabahın sessizliği, kimseler yok koca dünya ortasında sen kalmışsın ne gidecek yerin var nede duyabilecek birisi. Çaba gostermek istersin olmayacağını bildigi için yorulmak istemezsin düşüncelere kapılırsın saatlerce seni en güzel anlatan saatlerin korkusu sarar bir anda bir kıpırtı hissedersin, hayatın varlığını yasanacakların duygularını getirir sana aynı heycanı bedeninin olmadık yerlerinde hissedersin bu rüzgarın sesidir. Seni bana anlatacak olan bu rüzgar bana yeniden doğmayı, yeniden herseye baslamayı öğretecek olan rüzgardır. Anlatıp geçti seni bana, rüzgarları bılırsın cabuk ve ürkütücüdür etrafına ne bıraktıgını anlamazsın oda oyle gitti, bana bıraktıgı şeylerde aradım seni belki bir ipucu belki yeni bir bekleyiş..

YazarYazar: lovebeggar | ÄàòàEklenme: 17 Ocak 2010 ; 15:56 |

Gittin...

Dudağıma, çocuksu susuzluğumla asla doyamadığım öpücüklerinden birini kondurup gittin. "Ne olur öyle bakma bana" dedin en son...

Daha birkaç dakika önce gözlerimde varlığınla alevlenen yaşam sevincinin yerine, boyun eğmiş, donuk ve daha şimdiden hasretinle kavrulmuş bir karanlığı bırakıp gittin... Dolmuştu zamanın.

Yüreğimdeki kum saatini, o göz açıp kapayıncaya kadar geçen "sen"den, sanki asırlarca tükenmek bilmeyen "sensizliğe" tersyüz ederek gittin.

İçimde, günlerdir yokluğunla zayıflamış, kalbi kupkuru kalmış aşk çocuğunu sevginle emzirme sarhoşluğuyla delirdiğim şu üç saatin içindeki yüzlerce "an"ı "anı"ya dönüştürerek...

Önce gözlerim öksüz kaldı yokluğunda. Sonra, nefesinin o buğulu sıcaklığından mahrum kalan evimin rutubet kokulu duvarları...